|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Türk gıda ürünlerinin zaman zaman gümrük kapılarından dönmesine neden olan aflatoksin, Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus adlı küfler tarafından üretilen bir grup toksik bileşiktir. Bu küfler, uygun sıcaklık ve nem koşullarında bazı yiyecek ve yem maddelerinde ürer ve aflatoksin oluşmasına neden olurlar. B1, B2, G1 ve G2 gibi belli başlı aflatoksinler değişen oranlarda bir arada bulunur, ancak genelde baskın olan ve en zehirli olan tip B1�dir. İnce tabaka kromatografi yöntemi kullanıldığında aflatoksinler yukarıdaki sırada ayrışırlar; morötesi ışıkta bakıldığında B1 ve B2 mavi, G1 ve G2 yeşil görünür. Aflatoksin M ise hayvanlarda aflatoksin B1�in oluşturduğu bir metabolik üründür ve aflatoksin bulaşmış yiyecek ya da yem tüketmiş memelilerin süt ve idrarında bulunur. Aflatoksinler çeşitli hayvan türlerinde akut nekroz, siroz ve karaciğer kanserine neden olur. Hiçbir hayvan türü aflatoksinlerin akut toksik etkilerine dirençli değildir, dolayısıyla insanların da benzer şekilde etkileneceği varsayılabilir. Tek doz aflatoksin verilen hayvan türlerinde LD50 değerleri çok geniş bir dağılım göstermiştir. Türlerin çoğunda LD50 değeri 0.5-10 mg/kg arasında değişmiştir. Aflatoksin B1 kuvvetli bir kanserojendir ve akut hasar esas olarak karaciğerde oluşur. İnsanlarda bildirilen aflatoksikoz vakası çok azdır, ancak çoğu durumda teşhis konamamış olması ihtimaline dikkat edilmelidir. Bir vakada şu özellikler görülürse aflatoksikozdan kuşkulanılabilir. Hastalığın nedeninin saptanamaması Hastalığın temasla geçmemesi Sendromlarla belli yiyecek kargoları arasında ilişki kurulabilmesi Antibiyotiklerin ve başka ilaçların etkisiz kalması Vaka sıklığının mevsimlerle bağlantılı olması (hava koşulları küflenme hızını etkileyebilir) Aflatoksinlerin çok genel olarak iki tür etkisinden söz edilebilir. A- Akut aflatoksikoz, orta düzeyin üstünde aflatoksin alımıyla ortaya çıkar. Kanama, akut karaciğer hasarı, ödem, gıda sindirimi, emilim ve/veya metabolizmasında değişiklik ve ölüm gibi sonuçları olabilir. B- Kronik aflatoksikoz, düşük ve orta düzeyde aflatoksin alımıyla ortaya çıkar. Teşhisi zordur. Ortak belirtiler arasında gıdaların sindiriminde sıkıntı ve düşük büyüme hızı yer alır. Bunlara ek olarak bilinen aflatoksin sendromları da görülebilir. Mısır ve mısır ürünlerinde, fındıkta, Amerikan fıstığında ve diğer fıstık türlerinde, pamuk tohumunda, sütte ve cevizde aflatoksin saptanmıştır. Diğer tahıl ve fındık türlerinde çok daha az yaygındır. İnsanlarda bilinen iki büyük aflatoksikoz vakası vardır. Birincisi 1974 sonbaharında kuzeybatı Hindistan�ın 150 köyünde 397 kişiyi etkilemiş, 108 kişinin ölümüne yol açmıştır. Aflatoksin kaynağının mısır olduğu saptanmış, 0.25-15 mg/kg düzeylerinde aflatoksin bulgulanmıştır. Hastalarda yüksek ateş, hızla ilerleyen sarılık, el ve ayaklarda ödem, ağrı, kusma ve karaciğer büyümesi gözlenmiştir. 1982�de ise Kenya�da 20 kişi hastaneye yatmış, ölüm oranı % 60 olmuştur. Türkiye�de aflatoksin bulguları Türkiye�de 1990-1994 yılları arasında çeşitli gıdalarda saptanan toplam aflatoksin (AFB1, AFB2, AFG1, AFG2) ve okratoksin A (OTA) sıklığı
Gıda ve Yemlerde Sınır Değerler Aflatoksin içeren gıdaların detoksifikasyonunda çok başarılı yöntemlerin bulunamaması, gıdaların ve yemlerin kontrol edilmesini gerekli kılmıştır. İlk olarak WHO, FAO gibi organizasyonlar, gıdalarda tolere edilebilecek aflatoksin miktarını 30 µg/kg olarak belirlemişler ve bu miktardan fazla aflatoksin içeren gıdaların ithal edilmemesi kararını almışlardır. Bu sınır değerler zaman içerisinde düşürülmüştür. Aynı tarihlerde bazı Avrupa ülkeleri daha düşük miktarları benimsemiş, UNICEF gibi kuruluşların da çocuklar tarafından tüketilecek gıda maddelerinde daha düşük sınır değerlerin saptanmasında katkısı olmuştur. Günümüzde 60 kadar ülke aflatoksin, okratoksin A, deoksinivalenol gibi mikotoksinlerin gıda ve yemlerde bulunabilecek en yüksek düzeylerini yasal olarak belirtmiştir. Avrupa Birliği�ne üye ülkelerin saptadıkları aflatoksin sınır değerleri bile büyük farklılıklar göstermektedir. Bu ülkelerin bir kısmı sınır değerleri tüm gıdalar için verirken, bir kısmı da gıdaları gruplandırarak veya süt ürünlerini kendi içlerinde ayırarak sınır değerleri belirlemişlerdir. Sınır değerleri en düşük olan ülkelerin başında Almanya, Avusturya, İsviçre, İngiltere gelmektedir. Sınır değerler tartışılabilir ve gerektiğinde değiştirilebilir değerlerdir. Önemli olan uluslararası gıda ve yem ticaretinde ortak normlara yaklaşılması, ticarette rekabet koşullarının bozulmasının önlenmesi ve tüketicilerin korunmasıdır. Türkiye�de de 1990-1991 yıllarında gıda ve yem maddelerinde bulunabilecek aflatoksin miktarlarıyla ilgili sınır değerler yasal olarak belirlenmiştir. En toksik olan AFB1�in gıda ve yemlerdeki sınır değerleri ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye�nin kabul ettiği 5 µg/kg AFB1 sınır değeri, İspanya, Hollanda, Rusya ve Çekoslovakya tarafından da tüm gıdalar için kullanılmaktadır. Macaristan ve İrlanda�da AFB1 miktarı tüm gıdalarda 5 µg/kg olarak benimsenmiştir, ancak bu sınır değer yasal zorunluluk değil, önerilen değerdir. Almanya gıdalarda 2 µg/kg, bebek gıdalarında ise 0.05 µg/kg düzeyinde AFB1�e izin vermiştir. İngiltere incirlerde 2 µg/kg; Fransa yer fıstığı, badem ve yağlı tohumlarda 1 µg/kg; Avusturya ikiye ayırdığı gıda gruplarında 1 ve 2 µg/kg gibi AFB1 sınır değerlerini kabul etmişlerdir. Türkiye'de gıda ve yemlerde aflatoksinlere ait sınır değerleri
Diğer taraftan Portekiz yer fıstıklarında 25 µg/kg, diğer tüm gıdalarda da 20 µg/kg AFB1 yasal sınır değerleriyle Avrupa�da çıtayı en yüksek tutan ülke konumundadır. Türkiye�nin kabul ettiği yasal limitler arasında çocuk mamalarında gerek AFB1 gerekse AFM1 açısından bir düzenlemeye gidilmemiştir. Yalnızca çocuk mamalarında toplam aflatoksinin 2 µg/kg üzerinde olmaması konusunda yasal sınırlama getirilmiştir. Ülkemizde süt ve her türlü süt ürünü için tolere edilebilir AFM1 miktarı 0,5 µg/kg�dır. Almanya�da süt için 0.05 µg/kg, bebek ve küçük çocukların süt bazlı hazır mamaları içinse 0.01 µg/kg AFB1�e izin verilmektedir. Çekoslovakya ve Bulgaristan�da süt ve ürünlerinde bizdeki aynı sınır değer kullanılmaktadır. Diğer ülkelerin sınır değerleri hayli düşüktür. Toplam aflatoksin miktarı için; İran ve İrlanda�nın tüm gıdalar için önerdikleri 30 µg/kg ve İtalya�nın yer fıstıkları için yine öneri olarak benimsediği 50 µg/kg değerlerinin dışında, Türkiye�nin kabul ettiği 20 µg/kg toplam aflatoksine ilişkin yasal değer Avrupa ülkeleri arasında en yüksek değerdir. Almanya, İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede toplam aflatoksinde 4-5 µg/kg değerlerinin üzerine çıkılmamaktadır. Yalnız Yunanistan ve Fransa 10 µg/kg toplam aflatoksin sınır değerini kullanmaktadır. Ancak Almanya, Avusturya, İsviçre gibi Fransa da çocuk hazır mamalarında ve diyet gıdalarda çok düşük miktarlarda (0.02, 0.01, 0.1 µg/kg ) toplam aflatoksine izin vermektedir. Yem maddeleri ve yemlerde yalnızca AFB1 dikkate alınmıştır. Yavru hayvanların karma yemlerinde genelde ergin hayvanların yemlerinde öngörülen sınır değerlerin yarısına izin verilmiştir. Avrupa Birliği ülkelerinde her bir yem maddesinde 50 µg/kg AFB1, karma yemlerde de 10 ve 20 µg/kg�a izin verilmiştir. Türkiye�de yemler için kabul edilen yasal sınır değerler gıdalarla kıyaslandığında Avrupa normlarına daha fazla uymaktadır. Ülkemizde aflatoksin dışında herhangi bir mikotoksine ilişkin sınır değer belirlenmemiştir.
KAYNAK: aflon.net.tr
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||